Yeme bozuklukları yalnızca “çok az yemek” ya da “çok fazla yemek” ile açıklanabilecek durumlar değildir. Yeme davranışı, beden algısı, kilo ve yemekle ilgili düşüncelerin kişinin yaşamında giderek daha fazla yer kapladığı; fiziksel ve psikolojik sağlığı etkileyebilen ciddi tablolardır.
Anoreksiya nervoza, enerji alımının belirgin biçimde kısıtlanması, kilo alma korkusu ve beden ağırlığı ya da şekline ilişkin algıda bozulmalarla karakterizedir. Ancak bir kişinin yeme bozukluğu yaşayıp yaşamadığını yalnızca dış görünüşüne veya kilosuna bakarak anlamak mümkün değildir.
Bulimiya nervozada ise tekrarlayan tıkınırcasına yeme ataklarının ardından kusma, uzun süre aç kalma, aşırı egzersiz yapma veya başka telafi davranışları görülebilir. Bu nedenle dışarıdan bakıldığında fark edilmesi her zaman kolay olmayabilir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğunda (binge eating disorder) kısa bir zaman diliminde, kontrolün kaybedildiği hissiyle normalden belirgin şekilde fazla miktarda yemek yeme atakları görülür. Bulimiyadan farklı olarak bu atakların ardından düzenli telafi davranışları bulunmaz.
Yeme bozukluğu yaşayan bir kişiye yalnızca “ne yemesi gerektiğini” söylemek çoğu zaman yeterli değildir. Özellikle katı diyet kuralları, yasaklı yiyecekler ve sürekli kilo kontrolü bazı kişilerde yeme davranışı üzerindeki baskıyı artırabilir.
Beslenme sürecinde amaç; yeterli ve düzenli beslenmenin yeniden kurulması, yiyeceklere yüklenen “iyi-kötü” etiketlerinin azalması ve kişinin açlık-tokluk sinyalleriyle daha güvenli bir ilişki geliştirmesidir.
Yeme bozukluklarının tedavisi kişiye özeldir ve gerektiğinde psikiyatrist, psikolog/psikoterapist, hekim ve yeme bozuklukları alanında çalışan diyetisyenin birlikte yer aldığı multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
Uzm. Dyt. İpek Saroğlu
Sezgisel yeme ve yeme davranışı odaklı beslenme danışmanlığı