PCOS (Polikistik Over Sendromu) denildiğinde beslenme önerileri çoğu zaman kilo verme, kalori kısıtlama ve belirli besinleri azaltma üzerine kuruluyor. Oysa PCOS’ta yalnızca ne yediğimiz değil, yemekle nasıl bir ilişki kurduğumuz da önemli.
Araştırmalar PCOS’u olan kadınlarda yeme bozukluğu ve bozulmuş yeme davranışlarının daha sık görülebildiğini gösteriyor. Bu nedenle beslenme yaklaşımında yalnızca kilo veya laboratuvar değerlerine değil, kişinin yeme davranışına ve yemekle ilişkisine de dikkat etmek gerekir.
PCOS tanısı alan kişiler bazen yıllarca “kilo vermelisin” mesajına maruz kalabiliyor. Bunun sonucunda karbonhidratları tamamen kesmek, uzun süre aç kalmak, sürekli kalori hesaplamak veya bazı yiyecekleri yasaklamak gibi davranışlar gelişebiliyor.
Aşırı kısıtlama → yoğun yeme isteği → kontrol kaybı → suçluluk → yeniden kısıtlama şeklinde ilerleyen bir diyet döngüsü, kişinin hem yemekle ilişkisini hem de sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları geliştirmesini zorlaştırabilir.
Sezgisel yeme “canın ne isterse sınırsızca yemek” değildir. Açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi, yiyeceklere yönelik katı kuralları azaltmayı, bedenin ihtiyaçlarını gözetmeyi ve sağlığı destekleyen seçimleri baskı yerine öz bakım perspektifiyle yapmayı içeren bir yaklaşımdır.
PCOS’ta sezgisel yeme yaklaşımı; tıbbi beslenme gereksinimlerini yok saymak yerine bunları yeme davranışını bozmadan hayata geçirmeyi hedefleyebilir. Örneğin kan şekeri dengesini destekleyen öğünler oluştururken karbonhidratlardan korkmamak, hareketi yalnızca kalori yakmak için yapmamak ve beden ağırlığını beslenmenin tek başarı kriteri haline getirmemek bu yaklaşımın parçaları olabilir.
Özellikle uzun yıllardır diyet döngüsü yaşayan PCOS’lu kişilerde hedef yalnızca “daha kontrollü yemek” değil; yemek konusunda daha az zihinsel yük yaşarken sağlığı destekleyen sürdürülebilir bir beslenme düzeni kurmak olmalıdır.
Uzm. Dyt. İpek Saroğlu
Sezgisel yeme ve yeme davranışı odaklı beslenme danışmanlığı