Duygusal Açlık Nedir? Duygusal Yemeye Nasıl Yaklaşılmalı?

Stresli bir günün sonunda kendinizi mutfakta bulduğunuz, üzgünken daha fazla yemek istediğiniz veya sıkıldığınızda sürekli bir şeyler atıştırdığınız oluyor mu?

Bunların her biri otomatik olarak bir problem olduğu anlamına gelmez. Çünkü yemek yalnızca fiziksel açlığı gidermek için yenmez; yemek aynı zamanda keyif, sosyalleşme, rahatlama ve bazen de duygu düzenleme aracı olabilir.

Duygusal açlık veya duygusal yeme, fiziksel açlıktan bağımsız olarak bazı duyguların yeme isteğini tetiklemesi olarak tanımlanabilir. Özellikle stres ve olumsuz duygular yeme davranışını etkileyebilir.

Duygusal yemeyi tamamen ortadan kaldırmak gerekir mi?

Her duygusal yeme deneyimini engellemeye çalışmak yerine şu soruyu sormak daha işlevsel olabilir: “Yemek, duygularımla baş etmenin tek yolu haline mi geldi?”

Çünkü asıl hedef hiçbir zaman duygusal nedenlerle yemek yememek değildir. Hedef; fiziksel açlık ile duygusal ihtiyaçları daha iyi ayırt edebilmek ve yemek dışında da farklı baş etme seçenekleri geliştirebilmektir.

Burada gün içerisindeki kısıtlamaları değerlendirmek de önemlidir. Gün boyu çok az yemek, karbonhidratları yasaklamak, sevilen yiyecekleri sürekli ertelemek veya “akşam yemeyeceğim” gibi katı kurallar koymak; akşam yaşanan kontrol kaybını yalnızca duygusal açlıkla açıklamamıza engel olabilir.

Bu nedenle duygusal yeme ile çalışırken “iradeni güçlendir” yaklaşımı yerine; yeterli beslenme, açlık-tokluk farkındalığı, yasakların azaltılması ve duygular için alternatif baş etme yollarının geliştirilmesi daha kapsayıcı bir yaklaşım sunar.

 

Uzm. Dyt. İpek Saroğlu
Sezgisel yeme ve yeme davranışı odaklı beslenme danışmanlığı